30 Sonrası: 20'lerimin Başında Bilmek İstediklerim
Uzun zamandır blog yazısı yazmayı istesem de teknik veya genel konularda elle tutulur, paylaşmaya değer yazılar yazacak vakit bulamıyordum. Lise yıllarımdan beri kendime not şeklinde tuttuğum blog yazılarım, son zamanlarda neredeyse 2-3 yılda bir paylaşım yapma noktasına geldi. Son yapay zekâ güncellemeleriyle birlikte; süreci biraz daha hızlandırıp imla/gramer kısmını ona paslayarak, “okunur mu?” kaygısı olmadan aklımdaki konuları en azından “gelecekteki ben” ile paylaşmak adına tekrar yazmaya başlıyorum.
Bu blog yazım, 30 yaşından sonraki fikirlerimi ve öncekine göre düşüncelerimin ne kadar değiştiğini paylaşmak üzerine olacak. Bunu 20’li veya 25’li yaşlarımda yapmak istiyordum ama maalesef başaramadım; umarım 35, 40 şeklinde seri olarak devam ettirebilirim. Not olması açısından; tam yılını hatırlamamakla birlikte 2010’lu yıllarda Ferruh Mavituna’nın blogunda buna benzer bir yazı paylaştığını ve beni gerçekten etkilediğini hatırlıyorum. (Web Archive’dan biraz baktım ama tam postu bulamadım, yine de bana göre hâlâ çok güzel görünüyor; bakmak isteyenler için: Ferruh Mavituna Arşiv)
Velhasılkelam; yaklaşık 10+ yıldır yazılım sektöründe, orta ve büyük ölçekli firmalarda irili ufaklı projelerde çalışmış biri olarak, 20’lerimin başında olsaydım şunları bilmeyi çok isterdim:

- 30 sonrasında enerji/heves düşüklüğünü hesaplamak ve ona göre kariyer hedefleri koymak.
- Deneyimli/kıdemli kişilerin her söylediğinin doğru olmadığını bilmek ve bunu bilinçaltına yerleştirmemek.
- Keskin kararlardan uzak durmak. “Ben şu alanda kesinlikle çalışmam, şu teknolojiyi kullanmam” gibi.
- Kendi şartlarına göre başardığın işleri küçümsememek ve başkalarının başarılarına fazla odaklanmamak.
- Buna bir parantez açmak istiyorum: Bu gerçekten önemli. Özellikle yeni mezunken insan, arkadaşlarının ve çevresinin neler yaptığına çok fazla odaklanabiliyor. İster istemez kendini kıyaslamaya başlıyor. Sistemin de bunda çok payı var; her öğrenci, sınıfındaki veya dönemindeki kişilerle kendini kıyaslayıp iyi veya kötü diye nitelendirebiliyor. Oysa işin aslı, globalde nerede konumlandığınızdır. Örneğin; Türkiye’de Marmara Üniversitesi’ni birincilikle bitiren birisi kendini çok yetkin hissederken, globaldeki diğer öğrencilerin neler yaptığını kaçırabiliyor. ABD’de UCLA’dan sonuncu olarak mezun olan bir öğrenci ile Türkiye’de Marmara Üniversitesi’nden birincilikle mezun olan bir öğrenci arasında ciddi teknik ve sosyal deneyim farkları olabiliyor.
- 20’li yaşlarda enerji varken sadece gönüllülük esasına göre çalışmak; kıdem/maaş artışını önceliğe koymamak.
- Akıcı İngilizcenin önemini çok erken kavramak.
- Sayısal zekânın her şey olmadığını, hatta sosyal zekânın onu tamamladığını anlamak ve ona göre aktivitelerde bulunmak.
- Üniversite yıllarımda ismini hatırlamadığım, Boğaziçi Bilgisayar mezunu ve Huawei’de yöneticilik yapan biri bize sunum yaparken, işe aldığı kişilerin teknik bilgileri bile adaylarda zor bulabildiğinden bahsetmişti. O gün söylediklerinin ne kadar yanlış olduğunu, teknik bilginin sizi kapıdan içeri sokmaya yettiğini; ancak içeride ne kadar kalıp yükseleceğinizin sosyal tarafınızla belirlendiğini sonraki yıllarda çokça deneyimleme fırsatım oldu.
- Çalışacağınız ortamı seçerken en çok dikkat etmeniz gerekenin birlikte çalışacağınız insanlar olduğunu bilmek. Çalışacağınız proje, maaş, yan haklar vs. hepsi ikinci planda düşünmeniz gereken kısımlardır.
- Çalıştığınız proje için ekstra mesai yaparken; yerinizin her zaman dolabileceğini ve işlerin asla bitmeyeceğini erken öğrenmek. Bu, “ekstra çalışmayın” demek değil; öncelikleri doğru belirlemek demektir. Bunu çalıştığım firmaların bazılarında maalesef çok net şekilde tasdik ettim.
- Her şeyi doğru yapmanın her zaman başarı getirmeyebileceğini ve bazen şans faktörünün de etkili olduğunu bilmek.
- İyiyken herkesin iyi olduğunu ama kötü durumlarda gerçek liderliğin, sorumluluğun ve arkadaşlığın ortaya çıktığını bilmek.
- En yakınlarına dahi yeri geldiğinde “hayır” diyebilmek.
- Kesinlikle bir spor/beslenme rutini edinmek ve bunun küçümsenmeyecek bir yatırım olduğunu anlamak.
- Finansal okuryazarlığın yanında belirli miktarda riskli yatırımlar yapabilmek. 20’lerde alacağınız riskler çok daha kolay tolere edilebiliyor.
Bu başlıkların her biri aslında kendi içinde ayrı bir blog yazısı olabilecek konular. Fırsat buldukça deneyimlerimi ve fikirlerimi paylaşmaya devam edeceğim. Şimdilik bu kadar diyelim.